KaPanDı....!!!
  TOPLUMUMUZDA ÖRF, ADET, GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZ
 

TOPLUMUMUZDA ÖRF, ADET, GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZ




Örf, toplumumuzda davranış kurallarıyla şekillenmiş zaman zaman çok katı kuralları olan, bir toplum kavramıdır. Bu davranış şekillerine göre uyulması gereken kuralları da bazen toplumun hukukuna uygun olarak yasalarda belirtilen davranış biçimlerine göre uyum sağlar. İçerisinde yaşayan her kişiyi de uyma zorunluluğunda bırakan toplum tarafından belirlenmiş bu kurallar kişiyi baskı altında tutarak ve çeşitli yaptırımlarla beraber bir düzen içerisinde hareket edilmesini sağlayarak işlevliğini yürütür.


...........................................................................
...........................................................................
...........................................................................



BOŞANMALARDA AİLE İÇİ ŞİDDET VE SEBEPLERİ

 

Toplumumuzda hukukçularımızın boşanmalara neden olarak gördüğü ve dünyada da yani diğer topluluklarda da var olan aile içi şiddet boşanmalara neden olan en önemli nedenlerden birisidir. Aile içi şiddeti tanımlayacak olursak aile üyelerinden birisinin diğer aile üyesine karşı fiziksel ve psikolojik olarak baskı oluşturarak ona zarar vermesi ve hükmetmesi olarak tanımlayabiliriz.

...........................................................................
...........................................................................
...........................................................................



v Fakirlik (Sosyal Boyut)



Ekonomik açıdan güçlük çeken ailelerde diğer ailelere nazaran çok daha aile içi şiddet gerçekleştiği yapılan araştırmalar neticesinde ortaya çıkmıştır. Fakirliğin getirdiği sosyoekonomik sıkıntıları istekleri karşılayamamadan dolayı kişi tepkisini en yakını yani en sevdiğinden eşinden almaktadır.


v Alkol ve Uyuşturucu (Biyolojik Boyut)




Yapılan uluslar arası araştırmalar neticesinde alkolik ve uyuşturucu madde kullananların çoğu eşlerine karşı aile içi şiddet uyguladıkları görülmektedir. Bununla beraber kumar alışkanlığı olan kişilerde aynı şekilde davranış bozukluğu göstererek eşlerine karşı şiddet uyguladıkları yaptıkları kendi hatalarını bastırmak ve bilinçaltına aldıkları olumsuzlukları bu durumda ortaya çıkararak olumsuzluklar yaşadıkları ve yaşattıkları görülmektedir.







v Güç Kontrol (Psikolojik Boyut)





Toplumumuzda erkeğin aile reisi görevini üslenmesi durumundan ve erkeğin egemen olduğu gelenek ve göreneklerimizden kaynaklanan kültürel ve inançsal boyutları da olan bu konuda kişilerin özellikle de erkeklerin çok dikkatli olması gerektiği ve hassas olan bu konuda dengelerin çok iyi korunması gerekmektedir. Bu durum oysa hiç de öyle olmamakla birlikte toplumumuzda kadının özellikle aile içi şiddete maruz kalarak burada mağdur durumda oldukları görülmektedir. 







................................................................................................................................
................................................................................................................................
................................................................................................................................




BOŞANMALARDA ALDATMA VE NEDENLERİ

 

 

Toplumumuzda hukukçuların boşanmalara bakış açısı değerlendirildiğinde en önemli nedenlerden gördükleri husus aldatma olarak değerlendirilmektedir. Aldatma konusunda bilimsel araştırmalar yapılmış, bu çalışmalar neticesinde duygusal aldatma ve cinsel aldatma olarak ikiye ayrıldığı görülmüştür. Genellikle erkekler cinsel aldatmaya yönelik oldukları görülürken kadınların duygusal aldatma ile ön plana çıktıkları izlenimi ortaya çıkmıştır. Sürmekte olan bir ilişki varken bir başkası ile cinsel ilişki yaşamak cinsel aldatma, yeni bir ilişki yaşanırken bir başkası ile yaşanan duygusal bir yakınlık yaşamak ise duygusal aldatma olarak tanımlanmaktadır.


...........................................................................
...........................................................................
...........................................................................




ALKOL VE MADDE BAĞIMLILARININ BOŞANMALARA NEDEN OLAN SONU

 

Şimdiye kadar yapılan araştırmalar neticesinde insanların en çok eğlence amaçlı zevk almak için alkol aldıkları gözlenmiştir. İçkili eğlence yerlerinin de çokluğu bunun en önemli kanıtıdır. Eğlence yerlerinin dışında insanlar özel günlerinde de alkol tükettikleri veya herhangi bir sosyal etkinlik düzenlediklerinde de alkol aldıkları gözlenmiştir. Bu şekilde başlayan sosyal içicilik ileri boyutlara tırmanarak kişiyi alkolik yani alkol almadan duramaz bir hale getirmektedir.


..............................................................................................
..............................................................................................
..............................................................................................


4320 SAYILI AİLE'Yİ KORUMA 

KANUNU



TBMM Ocak 1998'de aile içi şiddete karşı yeni bir kanun çıkardı.
4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun şiddete uğrayan kadınları, hiç zaman kaybetmeden şiddet ortamından uzaklaştırmak ve güvenceye almak için hazırlanmış bir yasal düzenleme. Buna göre:

Aile içinde şiddet yaşanması halinde, saldırgana karşı "koruma emri" istemi ile doğrudan savcılığa başvurulabiliyor.
Bu başvuruyu şiddet gören kişinin kendisinin yapması şart değil, ailenin bir başka üyesi, bir arkadaşı ya da komşusu da bu başvuruyu yapabiliyor.
Başvuru için polise, karakola gitmek gerekli değil, doğrudan savcılığa yapılıyor.
Bu başvuruda saldırganın cezalandırılmasını talep etmek söz konusu değil sadece şikâyette bulunup korunma talep ediliyor.
Ve yargıç, başvuru üzerine hemen “koruma emri” çıkartarak saldırganı kadının civarından (evden, işyerinden, vb.) 6 ay süreyle uzaklaştırıyor. Yani kadınının civarına yaklaşmasını yasaklıyor.
Bu kanun, kadın hareketinin yaşamın her alanında, toplumun her düzeyinde 20 yıla yakın süredir yaptığı yoğun çalışma sonucunda elde edilmiş bir kazanım oldu. Özellikle Mor Çatı Vakfı ve Altındağ Kadın Dayanışma Vakfı bağımsız kadın sığınaklarının önderliğinde yürütülen aile içi şiddete karşı kampanya faaliyetleri konuyu sürekli olarak kamuoyunun gündeminde tutarken, Kadının İnsan Hakları Projesi-Yeni Çözümler Vakfı da sorunun yasal alandaki karşılığının bulunmasına yönelik çalışmalar yaptı.

4320 Sayılı Kanun'un Gerekçesi

Anayasanın 41inci maddesinde belirtildiği gibi toplumun temelini aile oluşturmaktadır. Bireysellikten toplumsallığa geçişin en küçük birimi olan ve karşılıklı rıza ile oluşan ailenin sağlıklı yapılanması ve yürütülmesi toplumun varoluşunu ve yarınlara güçlü bir biçimde uzanmasını doğrudan etkilemektedir. Ülkemizin büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve torunların birlikte yaşadığı geleneksel geniş aile sisteminden hızlı sanayileşme ve buna paralel olarak şehirleşmeyle birlikte çekirdek aile tip dediğimiz anne, baba ve çocuğun oluşturduğu dar aile tipine doğru yoğun bir gidiş yaşanmıştır. Bugün içinde bulunulan zor ekonomik koşullar, sosyal ve kavramsal kargaşalar, yorucu şehir hayatı aile bireyleri üzerinde psikolojik ve sosyolojik rahatsızlıklara sebep olmaktadır.

İlk insanla birlikte ortaya çıkan şiddet olgusu değişik türleri ve uygulanış biçimleriyle her zaman gündemde olmuştur. Şiddetin aile yaşamı içerisinde, aileyi oluşturan bireyler arasında gerçekleşen ve "aile içi şiddet" adı altında "aile içinde bir bireyin diğer bir bireye yönelik fiziki, sözel ve duygusal kötü davranışı" şeklinde tanımlanan görüntüsü toplum için daha tehlikeli olmakta, toplumun en küçük birimi olan aile içerisinde gerçekleşen şiddetin yol açtığı ve açacağı zararlar toplum bünyesinde daha derin ve kalıcı izler bırakmaktadır.

Aile içi şiddetin zararları sadece toplum açısından değil birey açısından da tehlikeli sonuçlar yaratmaktadır. Aile içi şiddet, sevgi, şefkat ve merhamet göstermesi gereken bir kişi tarafından uygulandığından, şiddete maruz kalan aile bireyinin ruhi yapısında hayatı boyunca silinmesi zor izler bırakmaktadır. Aile içi şiddet olaylarına daha çok anne ve çocukların maruz kaldığı yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Son yıllarda aile içi şiddet olayları toplumumuzu sarsar boyutlara ulaşmıştır. Her geçen gün ailede yaşanan dayak, işkence ve cinayet gibi şiddet olayları görsel ve yazılı basında izlenmektedir.

Bu itibarla Anayasa'nın 41 inci maddesinde yer alan "Devlet ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar" hükmü de göz önüne alınarak aile içi şiddetten mağdur olan kadını ve çocukları koruyucu yasal tedbirlerin alınması zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

Bu amaçla hazırlanan "Ailenin Korunmasına Dair Kanun Tasarısıyla", ABD, Avustralya, Yeni Zelanda, İngiltere, İrlanda ve Norveç gibi ülkelerde uygulanan, şiddete uğrama ihtimali bulunan kadınların mahkemelere başvurarak koruma emri alabilmelerini sağlayacak hükümler Türk hukuk sistemine dahil edilmektedir.


4320 Sayılı Kanun'un Maddeleri
AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUN (NO. 4320)
Madde 1- Türk Medeni Kanununda öngörülen tedbirlerden ayrı olarak, eşlerden birinin veya çocukların veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinden birinin aile içi şiddete maruz kaldığını kendilerinin veya Cumhuriyet Başsavcılığının bildirmesi halinde, Sulh Hukuk Hakimi re'sen meselenin mahiyetini göz önünde bulundurarak aşağıda sayılan tedbirlerden bir ya da bir kaçına birlikte veya uygun göreceği benzeri başkaca tedbirlere de hükmedebilir.

Kusurlu eşin;

Diğer eşe veya çocuklara (veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerine) karşı şiddete veya korkuya yönelik davranışlarda bulunmaması,
Müşterek evden uzaklaştırılarak bu evin diğer eşe ve varsa çocuklara tahsisi ile diğer eş ve çocukların oturmakta olduğu eve veya iş yerlerine yaklaşmaması,
Diğer eşin (veya çocukların veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinin) eşyalarına zarar vermemesi,
Diğer eşi ve çocukları (veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinin) iletişim vasıtalarıyla rahatsız etmemesi,
Varsa silah ve benzeri araçlarını zabıtaya teslim etmesi,
Alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kulanılmış olarak ortak konuta gelmemesi veya ortak konutta bu maddeleri kullanmaması,
Yukarıdaki hükümlerin tatbiki öngörülen süre (altı) ayı geçemez ve kararda hükmolunan tedbirlere aykırı davranılması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedileceği hususu kusurlu eşe ihtar olunur. Hakim bu konuda mağdurların yaşam düzeylerini göz önünde bulundurarak tedbir nafakasına hükmeder.

Birinci fıkra hükmüne göre yapılan başvurular harca tabi değildir.

Madde 2- Koruma kararının bir örneği mahkemece Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi olunur. Cumhuriyet Başsavcılığı koruma kararının uygulanmasını zabıta marifetiyle izler.

Koruma kararına uyulmaması halinde zabıta, mağdurların şikayet dilekçesi vermesine gerek kalmadan, re'sen soruşturma yaparak evrakı en kısa zamanda Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirir.

Cumhuriyet Başsavcılığı koruma kararına uymayan eş hakkında Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası açar. Bu davanın duruşması yer ve zaman kaybına bakılmaksızın 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanunu hükümlerine göre yapılır.

Fiili başka bir suç oluştursa bile, koruma kararına aykırı davranan eşe ayrıca üç aydan altı aya kadar hapis cezası hükmolunur.

Madde 3-Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 4- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür

 

 
 
Google
Web BENBAY-06.TR.GG
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=



Free Meta Tag Analyzer